Cengiz Demirci

Sahipsiz Kalan Tebeşir Kokusu

Cengiz Demirci

Öğretmen​ sabah okulun kapısından içeri girerken, cebinde sadece bir günün ders planı değil, onlarca çocuğun geleceğine dair kurduğun hayaller vardır. "Öğretmenim" dediklerinde içindeki o kutsal sorumluluk titrer. O sınıfta sadece bir memur değil, bir rehber, bir dert ortağı, bazen de bir anne ya da babasıdır…

Bazen aç öğrenciyi hisseder, bazen dertli gönülleri hisseder dokunur o minik yüreklere. Cebinden işine para harcayan tek memurdur. Bir öğretmen 8 saat mesai ile değil, 7/24  öğretmendir... 
Yürüyüşüyle duruşuyla konuşmasıyla hatta gülmesiyle örnek olduğunu bilir.

​Sonra bir gölge düşer o koridora.
Bir velinin öfkesi, asılsız bir şikayetin soğukluğu ya da bir meslektaşının  hazımsızlığından dolayı bir "duyumun" zehri... 

Kimse sormaz; "Bu öğretmen yıllardır bu çocukların gözünün içine nasıl baktı?" diye.
Kimse bakmaz; "O tahtanın önünde kaç sabah uykusuz, ve o çocuklar için kaç gecesi yorgun geçti?" diye.

​En çok da canını yakan, sırtını yasladığın o idari kapıların, daha rüzgar çıkmadan kapanmasıdır. Doğruyu araştırmak, hakikati süzmek varken; " Uzanır bir sarı zarf "…

Kibirli ezen bakışlara maruz kalır. Bu durum Öğretmenin onurunu o okulun merdivenlerine bırakması demektir.

Bir imza, bir azarlama, bir  nasılsın sorusu  olmadan.
Bu durum bazen bin tokat gibi iner öğretmenin yüzüne.  Ön yargılı insanlardan. Sormadan araştırmadan.

​O an tebeşir kokusu ağırlaşır. Sınıfın neşesi solar. Onuru ve şerefiyle o kürsüde duran insanın kalbi kırıldığında, aslında o sınıftaki tüm çocukların geleceği zedelenir. Çünkü öğretmeni küstürmek, aydınlığı söndürmektir.

​Veli bilmez, idare görmez ama o akşam eve giderken öğretmenin omuzlarında sadece çantasının değil, haksızlığın verdiği o devasa yükün ağırlığı vardır.

Ve maalesef, kırılan kalplerin telafisi ne bir özürle olur, ne de kapanan bir dosyayla...  . 
Önce bu konuya eğilip  bir zamanlar öğretmenler için şikayet hatları kuranlardan sorun bu suçlu çocukların hesabını…

Annesini, babasını, atasını, akrabasını bilmeyen bir gençlik, öğretmeni mi sayacak…. 
İlk yapılacak şey; sosyal medyayı artık temizleyin ders dışı spor faaliyetlerini, ilkokula zorunlu staj gibi indirgeyin…

Okumayanı zorunlu eğitime almayın bırakın çırak olsun… Amca, baba, dede mesleğini yapsın… Okumuş katiller, hırsızlar, uyuşturucu müptelaları yetişiyor,  iyi bilin. 

Buraya şerh koyuyorum  
Demedi demeyin…  Yarın, ama bir sonraki gün çok geç olacak….

Yorumlar 1
Ramazan 15 Nisan 2026 14:41

Çok doğru tespitlerde bulunmuşsun hocam.

Yazarın Diğer Yazıları