Siyaset ve Siyasi Dil - M. Edip CAFANALI

Siyaset ve Siyasi Dil


Siyaset veya politika kelime anlamı olarak devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili görüş veya anlayış olarak ifade ediliyor. Siyasetçi de bu alanda çaba gösteren aktif insanları kapsayan bir kelime. Siyaseti, siyasetçileri ve siyasi arenada yaşanan olayları, siyasilerin yaptığı açıklamaları yaklaşan seçimin de etkisiyle birlikte kamuoyunda sıkça tartışacağa benziyoruz.

Bütün siyasi hareketlerin şiddeti bir enstürüman ve mücadele aracı görmedikleri sürece fikirlerini beyan etmelerine, siyaset yapmalarına hakları olduğu kanaatindeyim. Demokrasi dedikleri de bu değil midir zaten?Bu ülkenin sorunlarına bir çözüm önerisi olan herkesin dinlenmesi, fikirlerinin değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Birbirimizi dinleyebilmek ,anlayabilmek, saygı gösterebilmek için ille de aynı görüşü savunmak zorunda değiliz.Esas olan farklı düşünürken bile birbirimize karşı davranışlarımızın ve duruşumuzun değişmemesidir. İnsanlar birbirlerini sevmek zorunda olmasa da saygı göstermek zorundadırlar.Bu bir insani erdemdir. Farklı kimlikleri veya farklı düşünceleri birer zenginlik olarak görmek ve ona göre bir tutum sergilemek gerekir.

Siyaseti ve siyasetçiyi topluma bir nevi ayna görevi görerek topluma yansıtan, siyasal fikirlerini toplumun algılamasını sağlayan, siyasetçiyi başarı yada başarısızlığa götüren yegane unsurun kullanılacak siyasi dil olduğunu düşünüyorum. Toplumu bütünleştiren, kaynaştıran, yumuşak bir dille ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, sert bir dilin topluma vereceği yarar ve zararları karşılaştırmak için iyi bir siyaset bilimci olmaya gerek yok zannedersem.

Siyasetçilere gönül vermiş, onları her zeminde desteklemeye çalışan kitleler için siyasetçilerin kullanacağı dil büyük önem arz etmekte. Gerginlik ve sertlik kokan açıklamalardan sonra toplumun da aynı şekilde farklı düşüncelere tahammülsüz ve fiziksel şiddete varan tepkiler verdiğini defalarca haber kanallarında izlemişizdir.Bu yüzden siyasi aktör ve liderlerin kullanacakları dile çok dikkat etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Kötü ekonomik gidişat  ve pandemi süreciyle birlikte tahammülsüzlüğün tavan yapmaya başladığı toplumumuzda siyasilerin toplumumuza vereceği mesajlar büyük önem arz etmektedir. Trafikte basit bir yol verme tartışmasında dahi insanlar birbirlerinin kafasına sıkabiliyorsa, evinde izlediği Japon filmleriyle sapıtıp çakma samuray kılığına bürünerek akşam vakti yolda hiç tanımadığı bir bayanı kılıç darbeleriyle öldürebilecek bir toplumu bir de kullanılan siyasi dil gerecek olursa artık akşam televizyonların ana haberlerinde hangi olaylarla karşılaşacağımızı tahmin etmek gelecekten haber vermek gibi zor olacaktır.
Siyasilerin birbirlerine kullanacağı üslup ve dil aynı zamanda kitlelerinin eleştirdikleri kesimlere karşı da tavırlarıını belirliyor. Az okuyup(veya düşünüp) çok savunan fanatik bir kitlenin de var olabileceğini göz önüne alacak olursak hoşgörüyü, anlayışı, tahammülü topluma hakim kılmanın önemi bir kez daha öne çıkıyor. Her düşüncenin en büyük katili onu kötü savunan, düşüncesini içselleştirememiş kitlelerdir. Bir düşünceye, anlayışa onu kötü ve yanlış savunan bir kişiden daha çok zarar verecek kimse yoktur.Fikirler insanların kişiliklerinde, karakterlerinde, davranışlarında hayat bulur. Davranışların ve sözlerin örtüşmemesi, bunların birbirleriyle çelişmesi bir kişilik problemi olarak ortaya çıkar ve bu duruma şahit olan insanların gözünde inandırıcılığını kaybeder.

Her yerde, her ortamda aynı düşünceleri paylaştığımız insanlar olmayacağına göre asgari müşterek noktalarda birleşip farklı düşündüğümüz konularda da birbirimizi anlayışla karşılamalıyız. Farklı düşünce ve yapılara sahip olmamız bizim birbirimizi ve ülkemizi sevmemize engel değildir. Ülkemizin gelişmesi ve güçlenmesi için el ele vererek tüm farklılıklarımızı bir kenara bırakıp geleceğimiz için birlikte çalışarak bu yolda azim göstermeliyiz.

Siyaset deyince ve siyaset dilinden de bahsetmişken rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir sözünden bahsetmeden edemeyeceğim. Rahmetli Yazıcıoğlu bir konuşmasında şöyle diyordu: ”Mecliste hararetli hararetli tartışan vekillerin meclis lokantasında nasıl samimi muhabbetler ve şakalaşmalarına şahit olsaydınız ne komşunuzla, ne arkadaşınızla ne de bir akrabanızla siyasi tartışmalara girmezdiniz”. Ne kadar doğru tespit değil mi?
Selam ve dua ile…

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Ekm

İyilik Bulaşıcıdır!

10Tem

Mucze Kurtuluşun Adı Beyzanur

10May

Geri Dönsünler Ama Nereye?

02Mar

Kara Tenli Esmer Çocuklar

14Şub

Dostla Hasbihal