Taner ARÇUKOĞLU

Aynı Toplum, Aynı Döngü: Suçlu Çocuklar Değil Onları Üreten Düzen

Taner ARÇUKOĞLU

1) ÇÜRÜME: Sorun Çocuklar Değil, Onları Üreten Düzen

Yaşanan her olaydan sonra aynı refleksi gösteriyoruz:
“Bu çocukta sorun var.”

Hayır.
Sorun o çocukta başlamıyor.

Sorun, o çocuğu yetiştiren toplumsal düzende.

Şiddetin dilde normalleştiği, hukukun caydırıcılığını yitirdiği, sınırların silindiği, rol modellerin çöktüğü bir ülkede; çocuklardan sağlıklı davranışlar beklemek samimiyetsizliktir.

Çocuk, toplumun aynasıdır.
Toplum sertleşirse çocuk da sertleşir.
Toplumda cezasızlık varsa çocuk sınır tanımaz.
Toplumda sorumluluk yoksa çocuk da hesap vermez.

Bugün okullarda yaşananlar bir “istisna” değildir.
Bu, toplumsal çürümenin sınıfa yansımış hâlidir.

Biz ne yapıyoruz?
Bir olay oluyor, üzülüyoruz.
Bir çocuk tutuklanıyor, vicdan yapıyoruz.
“Rehabilite edilecek” diyoruz ve rahatlıyoruz.

Ama kimse şu soruyu sormuyor:
Rehabilite edilen çocuk, aynı çürümüş topluma geri döndüğünde ne değişmiş olacak?

Cevap acı ama net:
Hiçbir şey.

Aynı mahalle,
aynı arkadaş çevresi,
aynı şiddet dili,
aynı denetimsizlik…

Sonuç:
Aynı döngü, başka bir çocuk.

Bu bir tesadüf değil.
Bu, görmezden gelinen bir gerçek.

Toplum olarak şiddeti konuşmaktan kaçıyoruz.
Çünkü konuşursak;

kullandığımız dili,

kurduğumuz düzeni,

yarattığımız cezasızlığı
da konuşmak zorunda kalacağız.

O yüzden suçu bireye yüklüyoruz.
Çünkü en kolayı bu.

Ama gerçek şu:
Bu ülke çocuklarını değil,
kendi çürümesini yeniden üretiyor.

2) ÇÖZÜM: Merhametle Değil, Sorumlulukla Yönetmek

Çözüm merhametsizlik değildir.
Ama çözüm, duygusallık da değildir.

Şiddete eğilimli, başkalarına zarar verme potansiyeli taşıyan ve bu davranışı süreklilik gösteren çocukların, mevcut eğitim sistemi içinde tutulması; hem kendileri hem de diğer çocuklar için tehlike üretir.

Bunu söylemek “dışlama” değildir.
Bu, kamusal sorumluluktur.

Devletin görevi yalnızca “herkesi sistemde tutmak” değildir.
Devletin görevi, çoğunluğun güvenliğini sağlamak ve risk üreten durumlara karşı önlem almaktır.

Bu nedenle yapılması gereken nettir:

Bu tür çocuklar;

geçici olarak sistemden alınmalı,

kapalı ve denetimli rehabilitasyon süreçlerine dâhil edilmeli,

aileleriyle birlikte zorunlu sosyal ve psikolojik destek programlarından geçirilmelidir.

Ama burada bitmez.

Asıl mesele geri dönüştedir.

Rehabilite edilen çocuk;
aynı çevreye,
aynı denetimsizliğe,
aynı başıboşluğa
kontrolsüz biçimde geri döndürülmemelidir.

Geri dönüş olacaksa:

kademeli olacak,

izlemeli olacak,

denetimli olacak.

Aksi hâlde yapılan şey çözüm değil, ertelemektir.

Ve evet, burada devletin sertleşmesi gerekir.
Ama bu sertlik çocuğa değil, sorumsuzluğa karşı olmalıdır.

Şiddeti görmezden gelenlere,
ihmali alışkanlık hâline getirenlere,
“olur böyle şeyler” diyenlere karşı.

Çünkü gerçek şudur:
Bir çocuğu kazanmak önemlidir.
Ama diğer çocukları korumak daha da önemlidir.

Bu ikisi arasında tercih yapmak zorunda değiliz.
Ama sorumluluk almadan ikisini birden başaramayız.

Toplum olarak artık şunu kabul etmeliyiz:
Bu mesele eğitim meselesi değil sadece.
Bu, ahlak, hukuk ve devlet ciddiyeti meselesidir.

Ve bu döngü,
ancak cesaretle kırılır.
 

Yazarın Diğer Yazıları