Taner ARÇUKOĞLU

Gülümseyen Maskeler Çağı...

Taner ARÇUKOĞLU

Kalabalıklar içinde kaybolmak artık bir zayıflık değil, neredeyse bir beceri sayılıyor. Herkesin ortasında gizleniyoruz; öfkemizi, kırgınlığımızı, yorgunluğumuzu gülücükler ve küçük yalanlarla örtüyoruz. Modern insanın en büyük ustalığı bu: Görünür olup var olmamak.

Toplum bizden sürekli güçlü olmamızı istiyor. Dik durmamızı, sarsılmamamızı, “iyiyim” dememizi… Zayıflık bir kusur gibi sunuluyor. Oysa insan dediğin; kırılan, öfkelenen, daralan bir varlık. Buna rağmen içimizde kopan fırtınaları bastırmayı, öfkeyi tebessümle kamufle etmeyi öğreniyoruz. Çünkü aksi hâlde “sorunlu”, “negatif”, “uyumsuz” damgası yemek işten bile değil.

Gülümseme artık bir duygu değil, bir savunma mekanizması. Toplantıda, sokakta, sosyal medyada… Her yerde aynı yüz. İçeride ise bambaşka bir dünya var. Söylenmemiş cümleler, yutulmuş itirazlar, bastırılmış çığlıklar. İnsan kendi iç sesini susturdukça dış dünyaya daha uyumlu görünüyor. Ama bu uyum, içten içe bir çürümeyi de beraberinde getiriyor.

Öfke kötü bir duygu değildir. Aksine, çoğu zaman sınır ihlalinin, adaletsizliğin ve haksızlığın doğal tepkisidir. Sorun öfkelenmekte değil, onu yok saymakta başlar. Bastırılan öfke kaybolmaz; şekil değiştirir. Kimi zaman içe döner ve insanı tüketir, kimi zaman beklenmedik bir anda patlar. Sonra herkes şaşırır: “Hiç böyle biri değildi.”

Yalanlar da çoğu zaman başkaları için değil, kendimiz içindir. “Sorun yok”, “Alıştım”, “Beni etkilemez” derken aslında dayanma kapasitemizi ikna etmeye çalışırız. Oysa alışmak her zaman güçlenmek değildir; bazen sadece hissizleşmektir. Hissizleşen insan ise hayatta kalır ama yaşamaz.

Belki de asıl cesaret, herkesin ortasında gizlenmemekte yatıyor. Gülümsemek zorunda olmadığımızı kabul etmekte… Her soruya “iyiyim” cevabını vermemekte… Öfkeyi bağırarak değil ama inkâr etmeden ifade edebilmekte. İnsan olmanın ağırlığını hafifletmenin tek yolu, onu yok saymak değil; taşımayı öğrenmektir.

Çünkü maskeler uzun süre takılı kaldığında yüzü değil, ruhu yaralar. Ve en tehlikelisi şudur: İnsan bir gün aynaya baktığında, gülümseyen o yüzün arkasında kimin yaşadığını artık hatırlayamaz.

Yazarın Diğer Yazıları