Prof. Dr. ORHAN DÜZGÜNEŞ’İ BİLMEMEK TANIMAMAK EKSİKLİKTİR - Nuri GÜRGÜR

Prof. Dr. ORHAN DÜZGÜNEŞ’İ BİLMEMEK TANIMAMAK EKSİKLİKTİR


Muhterem hocamız Prof. Dr. Orhan Düzgüneş’i  vefatının yıl dönümünde bir kere daha hürmetle, muhabbetle, rahmetle anıyorum.

Bana, dışarıdan bakınca iç dünyası  her yönüyle görülebilecek şeffaf yapıda, Türklüğün geleceğini, İslam’ın ahlak yapısını özümseyen, hayat tarzı yapan, yüce kitabının “emrolduğu gibi dosdoğru ol” emri ilahisine uygun yaşayan bir insan göster deseler tereddüt etmeden Muhterem Orhan Düzgüneş’i sunarım.

Öğrenim yılları akademik dönemi başından sonuna çok parlak başarılarla doludur; okullarda hep şeref listelerinde birincilikle yer almıştır. O’nun önem verdiği öğrencilerinden Prof. Orhan Kavuncu yazısında bunları etraflı şekilde anlatıyor. Ben değerli hocamızın milliyetçi/ülkücü derneklerdeki hizmetlerini hatırlatmak istiyorum. Çünkü yeni yetişen nesiller maalesef bunlardan habersiz durumda. Oysa Düzgüneş hocamız bu özellikleriyle örnek alınması gereken   mütevazı bir hizmet abidesidir.

Hoca’nın  60’lı yılların sonuna kadar milliyetçi faaliyetler ve derneklerle teması olmamıştı.  Çok yoğun bilimsel uğraşıları, üstlendiği görevlerden dolayı buna istese de vakit ayıramazdı. Oysa sevgili eşi Zeliha Özgüneş tam tersine ülkücü hanımların kurduğu derneklerde aktif şekilde çalışıyor, akşamları eşiyle sohbetlerinde O’nu bilgilendiriyordu.

1975 yılında İstanbul Üniversitesi'nde boykotlarla başlayan olaylar Avrupa’dan da esinlenerek bir süre sonra radikal solcu Dev-Genç mensubu öğrencilerin güdümüne girdi, Ankara’ya da sıçradı. Ziraat Fakültesinde aktiftiler. 1969 yılında dersleri boykot ederek öğrenime ara verdirme kararı aldılar. O sırada Orhan Düzgüneş Dekandı ve bu yersiz isteklere yüz vermiyordu. O‘nu korkutup devreden çıkmasını sağlamak için kendisinin bulunmadığı bir saatte odasını basıp dağıtıyorlar, koltuğunu pencereden atıyorlar. 

Milliyetçi öğrenciler çok sevdikleri hocalarını ziyaret edip saygılarını sundular, bu vandallığı kınadıklarını açıkladılar ve devlet yetkililerini görevlerini yapmaya  çağırdılar.

Solcular Düzgüneş’in nasıl bir insan olduğundan habersizdiler. Orhan hoca korkup sinmek yerine milliyetçi / ülkücü kuruluşların en aktif mensuplarından biri haline geldi. Akademik çevrelerdeki itibarı, hükümet nezdindeki saygınlığı, görevlerindeki ciddiyet ve başarılarından dolayı milliyetçi kuruluşlara çok yararlı hizmetler yaptı. O çetin dönemde büyük hizmetler yapan, hayatlarını ortaya koyarak Türk milliyetçiliği fikrini yurdun her yanına yaymaya çalışan öğretmenlerin,  öğretim üyelerinin kurdukları “Ülkücü Öğretmenler Teşkilatı”nın Genel Başkanlığını yaptığı 1973 -78 yıllarında bu dernek Türkiye’nin en etkili öğretmen kuruluşuydu. Düzgüneş’in Alaattin  Korkmaz, Cezmi Bayram gibi nitelikli gençlerin yer aldığı başarılı  bir yönetim kadrosu vardı. O yıllarda Türk Ocakları’nda ciddi bir yönetim krizi yaşanıyordu. Osman Turan ile Emin Bilgiç arasındaki Genel Başkanlık mücadelesi tarafların anlaşamamaları sonucu bu tarihi kuruluşu münfesih hale getirmek üzereydi. ÜKD’de arkadaşlar istişarî bir toplantı yaptı. Cezmi Bayram Ankara Şube Başkanı görünüyordu. Emin Bilgiç ile konuşarak şeklen de olsa Kurultay kararı almaya ikna edildi. Üç şube’nin katılımıyla 1974 yılında yapılan toplantıda arkadaşlarımız yönetim kuruluna girdiler. Orhan Düzgüneş Genel Başkan oldu. İdris Ağabey Adem Yavuz Sokağındaki dairesini Ocağa tahsis edince yer sorunu da aşılmış oldu.

Orhan Hoca'nın ne Ülkücü Öğretmenlerin ne de Türk Ocakları'nın başına geçmek gibi bir niyeti  asla olmadı. Ama milli şuuru, vatan sevgisi, sorumluluk duygusu, inandığı değerlere hizmet heyecanı  çok yüksek bir insandı. Nerede kendisine ihtiyaç duyulursa davete icabet eder, faydalı olmak için elinden geleni yapardı. 1994 yılındaki Ocak kurultayında aday olmadı. Seçime geçilmeden kendisiyle devam etmesi yönünde ısrarcı oldularsa da kabul etmedi. Benim göreve gelmemden iki yıl sonraki Kurultay’da diğer adaydan daha fazla oy alarak Divan Başkanı oldu. Seçimlerden iki ay sonra Cumhurbaşkanı Demirel’i ziyaret için randevu aldık. Orhan Hocamızla görüşerek heyetimize katılmaya davet ettim, birbirimizi çok severdik, kabul etti; Demirel de hocamızı severdi, iltifat etti. Bu ziyaretimizden bir ay kadar sonra Muhterem Orhan Düzgüneş Hocamızı Hakk’a ebedî âleme yolcu ettik. Rabbim rahmetini, mağfiretini ihsan etsin, makamını âli, mekanını cennet eylesin, ruhu şad olsun.

Bu yazı daha önce Sn. Nuri GÜRGÜR'ün Sosyal medyasında (Facebook) yayınlanmıştır.

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!