Gözyaşında Kaybolan Yarınlarımız - Recep ÖREK

Gözyaşında Kaybolan Yarınlarımız


Gözyaşlarının her zaman bir anlamı vardır. Hayatımıza eklemlenen duygusal anlarımızın sonsuz evreninde çaresizliğe karşı vücudumuzun tepkisidir. Dolayısıyla gözyaşının çok döküldüğü coğrafyalarda insanların yaşam standartları daha düşük, eksik ve sıkıntılıdır. Çaresizliklerin, umutsuzlukların, yok oluşların, kaybedişlerin karşında gösterilen tepkinin finalidir gözyaşları. Kadınların duygusal dünyalarında ise gözyaşları daha yoğun ve daha anlamlıdır.

Mağdur kadınların gözyaşlarında çoğu zaman bir hikâye özetlenir. Kadınların gülümsemelerinde mutluluğu tanıdığımız gibi. Hüznün, sevginin toplamıdır gözyaşı ve gülümsemelerden geriye kalanlar. Kadınların gözlerinden tanırız ailelerin, çocukların, toplumun mutluluk kalibresini. Kadınlar; aile içindeki sevincin, refahın, mutluluğun birer sembolüdürler. Çocukların yüreğinde sevginin anlam bulduğu annelerin fedakârlıkları bize yarının bir müjdesi gibidir. Bu nedenle kadınların aile içindeki konumları ve huzuru çok şey ifade eder.

Rolleriniz farklı olsa da bu dünyanın eşit bireyleriyiz. Kadınların temel hak ve özgürlüklerinin çıtası yukarı çıktıkça müreffeh bir toplum oluruz. Zira örselenmiş, ötekileştirilmiş, edilgen ve hakları erkekler tarafından kısıtlanmış kadınlarının yaşadığı bir toplum sağlıklı olamaz. Eğitilmiş kız çocukları geleceğin özgüveni yüksek birer kadını olacaklardır. En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı yetiştiren annelerin eğitim düzeyi yükseldikçe daha sağlıklı, daha mutlu ve daha başarılı çocuklarımız olacaktır. Bu nedenle kadınlarımıza değer vermek, onlara kendilerini ifade edecek ve mutlu olabilecek bir toplum hatta bir dünya inşa etmeliyiz.

Her olumsuzluğun mağduru, her sorun müsebbibi, her mağlubiyetin kader taşıyıcısı olarak zaman zaman kadınlara yüklediğimiz mesnetsiz sorumluluklar birer kaybediş olarak hanemize yazılır. Çünkü bir parçası olduğumuz hayatın emek taşıyıcısı olarak bizlere eşlik ederler. Onlara yaptığımız her olumsuz davranış derin kaybedişleri beraberinde getirir. Sorunları ortaklaşa çözerek ve orta bir yol bulmak gerekirken neden tali yollara başvurup mutsuz gelecekler inşa ediyoruz ki. Karşılıklı anlayış, hoşgörü, sevgi ve saygı kavramlarının içine neyi sığdıramıyoruz. Duygularımızı şiddet sarmalından neden sıyıramıyoruz.

Biliyorum, kadın erkek ilişkileri güzel temennilerle de çözülmez/çözülemez. Ancak şiddet dışı tüm alternatif yollara ne kadar odaklanırsak sorunları daha rahat çözülür. Yüzyıllardır süregelen sorunları "iyi niyet temennileri ile" çözmek kolay olmasa da küçük farkındalıklar oluşturmak bize önemli mesafeler kaydettirir. İlişkilerdeki temel sorunları birlikte çözebilme yollarını aramalıyız. Bu nedenle sonuçlardan çok sürece odaklanmak gerekir. Kız ve erkek çocuklarını yetiştirirken; birçok temel bilgi verilerek, onların cinsiyet rollerini, toplumun ortak paydalarını, aile kavramının önemini ve çatışmaların çözüm yollarının neler olduğunu bir şekilde benimsetmek gerekir. Erkeklerin hep suçlandığı, kadınların hep mağduriyet yaşadığı bir düşünme aksı üzerinden yürüyen çözüm argümanları çok anlam ifade etmiyor. Her sorunu polisiye tedbirlerle de çözemeyiz. Asgari müştereklerde uzlaşarak sorunlar çözülebilir ya da anlaşmazlıklar asgariye indirilebilir. Ayrıca televizyonlarda konu edilen eşler arasındaki sorunlu ilişkiler magazinsel yaklaşımlarla çözülemez ve sorunları daha da derinleştirir. Günümüz dünyasında dijital platformların ve sosyal medyanın yoğun kullanıldığı bir dönemde sıkıntılarımızı, arayışlarımızı ve çaresizliklerimizi; bilmediğimiz, tanımadığımız insanların inisiyatifine teslim ederek değil, sorunlarla yüzleşerek ancak sağlıklı çözümler üretebiliriz. Maalesef bazen sorunları çözmekten çok çözümsüzlük yollarına sapıyoruz. Suçlamadan, şiddete başvurmadan, paylaşarak, paydaşları azaltarak, gerekirse profesyonel destek alarak özellikle evlilikteki sorunları daha kolay çözebiliriz.

Günümüz dünyasında kadın hakları her geçen gün artıyor. Birçok ülkede erkeklerle eşit seviyede olduğu söylenebilir. Ancak sorun; anayasaların, kanunların tanıdığı haklardan çok pratikte ilişkileri yönetme beceriksizliğinde düğümleniyor. Bunu aşmanın yollarını bulmalıyız. Bunların başında kadınların ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda güçlü olmasını sağlayacak uygun şartları oluşturmak gerekir. Eğitim ve refah seviyesi yükselen kadınlar hayatla daha barışık, özgüveni yüksek, ailedeki rol bilinçleri ve aileyi erkekle birlikte yönetme becerileri daha artacaktır. Bu da kadını edilgen olmaktan kurtarıp, hayatın her alanında üreten, katkı sağlayan ve çözüm odaklı bakış açısının hâkim olduğu modern kadını yaratacaktır.
       

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın hakları konusunda farkındalık yaratacak birçok etkinlik yapılacak, güzel sözler söylenecek ama tüm bunlar yapısal sorunları çözer mi? Hayır,  ama geleceğin kadınlar için daha iyi olacağının taşlarının dizilmesine büyük katkısı olacağı kanısındayım. İnsan ilişkilerindeki sorunlara küçük dokunuşların katkısı büyüktür. Kadının yüzünün güldüğü bir toplumda çocuklar daha mutlu, toplum daha barışık, erkeklerin de daha mutlu olacağına inanıyorum. Başarabiliriz... Egolarımızı, hırslarımızı, galip gelme saplantısından biraz sıyrılıp gökyüzündeki mavi bulutlara, güneşin doğuş anına, yağmurun sevgi damlacıklarına biraz odaklanalım. Her şey daha iyi olacak… Gülümseyen yüzler çoğalacak, sevgi bulutları artacak, kadınların gözlerinden mutlu hikâyelerin gözyaşları dökülecek…
 
Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlar; sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice yarınlar dilerim.
 

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 2

  • Selma | 09 Mart 2022 08:00

    cok güzel bir yazi

  • Mehmet demirel | 08 Mart 2022 23:03

    Tebrik ederim...

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Kas
03Ekm

Sanatın Büyülü Dünyası

22Ağs
10Ağs
06Tem

Eğitimde Yeni Beceriler