Sanatın Büyülü Dünyası - Recep ÖREK

Sanatın Büyülü Dünyası


Duyguların anlam bulduğu sanat; her insanın iç dünyasında farklı ve derin bir karşılık bulur. Hayatımıza estetik anlam kazandırır, duygularımızı disipline eder ve yaşamın zorluklarına karşı direnme gücümüze yardımcı olur. Sezgilerimizi düzeltmemiz, güzelliği algılamamız, acıyı anlayabilmemiz, duyarlıkları güçlendirmemiz, empati kurma yeteneğini geliştirmemiz, hüznü ve sevinci yaşamamıza şekil veren büyülü bir dünyadır sanat. Sanatın doğuşu ve insanda oluşturduğu bakış açısı yaşam eleştirisine dönüşen bir yolculuktur aynı zamanda. Bu yolculuğun ana arterlerinde müziğin, resmin, heykelin ve tiyatronun sanatsal kimliği akar. Bu kimlik bazen zihnimizdeki sorulara cevap olur bazen de duygularımızı esir alan bir yaşam ritüeline dönüşür.
Sanat, zihnimizden süzülen ritmik ve estetik esintilerin duygularımızla buluşmasıdır. Duygularımızı esir alan sanatın bu gizemli yanı, bir taraftan yaşama sevinci verirken bir taraftan da hayatımıza farklı anlamlar katar.  İşitsel ve görsel zenginliklerle donatılmış iç dünyamızı renklendiren sanat; geleceğe dair çokça düşsel izler barındırır. Bu düşsel izlerin gerçeğe dönüşmesi daha bebekken başlar. Çocukların melodik ağlamaları ve oynadıkları oyuncakların tasarımına odaklanan masum gözler, hayatın başlangıç hikâyesine eklemlenen bir sanat mucizesidir ve çocukların sanatla ilişkisinin ilk adımlarıdır. Annelerin ağzından dökülen ninniler de bebeklerin duygusal dünyasına sanatsal bir dokunuşu ifade eder. Dolayısıyla insanın varoluşundan itibaren farkında olmasak da sanatla bir şekilde tanışıyoruz.

İlkel çağlardan modern çağa uzanan yaşam yolculuğunda sanat her zaman insanların hayatında var olmuştur. Sanki hayatı tanımanın bir yolu olarak çoğu yerde yollarımız sanatla kesişmiştir.  Yazı icat edilmeden önceki dönemlerde insanlar; duygularını, düşüncelerini, hayallerini, başarılarını, korkularını, cesaretlerini, sevinçlerini; kayalara, ağaçlara ve toprağa işlemişlerdir. Bu, bazen sanat ihtiyacından bazen de iletişim ihtiyacından doğmuştur. Sanatı bu kadar değerli kılan ruhsal dünyamıza kattığı estetik tasarım olsa gerek. Bu tasarımın bileşenleri; işitsel yetenek, sözsel yetenek, görsel estetik, sosyal ve kültürel gibi özelliklere yaslanır.

Sanat; toplumların geleneklerini, kültürlerini, yaşam şeklini, dini, ahlaki ve iktisadi durumunu da yansıtır. Yaşam tarzımız, olaylara bakış açımız, zorlulara karşı direnme gücümüz ya da sevinçlerimiz sanatın o gizemli dünyasında kendini anlamlandırmıştır.  İnsanların kendilerini ifade ederken sanatı önceleyen bir süreç hep yaşanmıştır ve yaşamaya da devam etmektedir. Onun için sanat sanat içindir ya da sanat toplum içindir tartışmalarına konu olmuştur. Bu iki bakış açısını birlikte değerlendirdiğimizde sanatın o büyülü dünyasının derin izlerini görürüz. Sanatın asıl varoluş sebebi daha çok ihtiyaçtan kaynaklanır. Dışlanan, ötekileştirilen ve talepleri karşılanmayan insanlar; duygularını bazen bir şarkının sözlerine, bazen bir fırçanın ucuna, bazen de edebiyatın o masum dünyasına teslim etmişlerdir. Sanatın ve edebiyatın o güçlü dünyasında kendimizi ifade etmek, kitlelere ulaşmak ve hayata daha sıkı bağlanmak için seçilen bir yol olmuştur insanların sanatla ilişkisi. Doğal olarak sanat, sadece sorunları dile getirmenin bir yolu ve yöntemi de değildir. Yaşama renk katmak, insanın tahayyül sınırlarını zorlayan duygu ve düşüncelere yaşam alanı açmak gibi gerekçelerle de sanat yapılır. 

Dünya yaşlandıkça sanatta başarı ve çeşitlilik artmıştır. Yeni sanat türleri bulunmuş, sanatın büyük bir kısmı evrenselleşmiş, sanata verilen önem daha da önem kazanmıştır. Sanatın var olma sürecinde edebiyatta olduğu gibi tarihe damgasını vuran sanatçıların katkısı büyüktür. Günümüzde de bu kişiler saygıyla anılıyor ve eserleri sanat dünyasında referans olmaya devam ediyor. Mustafa İtri, Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Bey, Neşet Ertaş, Mozart ve Bethowen gibi müzisyenler ile Osman Hamdi Bey, İbrahim Çallı, Fikret Mualla, Wan Gogh, Picasso,  Michelangelo,  Leonardo da Vinci ve Auguste Rodin gibi sanatçılar görsel sanatların duayenleridir.  Kuşaklara müzik, resim ve heykel alanında birer idol olmuş bu 
Günümüzde dijital alandaki gelişmeler, sanatın muhtevası ve kitlelere ulaşma konusundaki çok yönlülük sanatın önemini daha da arttırmıştır. Özellikle resim ve heykel alanında oluşturulan sanal müze ve galeriler dünyanın her tarafından sanata ulaşabilmeyi kolaylaştırmıştır. Son zamanlarda NFT adındaki blok zinciri, sanatı dijital ortama taşımış ve ekonomik olarak sanatın gelişmesine ayrı bir alan açmıştır. Sanatın tarihsel yolculuğunda meydana gelen değişiklikler ve konjonktürel gelişmelere sanat bazen kurban edilmiş olsa da gerçek sanat her zaman yerini korumuş ve korumaya devam etmektedir.

Yanlış bakış açıları, savaşlar ve farklı saiklerden dolayı sanatın gelişmesi bazen sekteye uğramıştır. Ancak sanat,  hiçbir zaman bu tür olaylara yenik düşmemiştir. Hatta olup biten olumsuz olaylar sanatın o büyülü dünyasında bir tuvalde ya da müziğin notlarında kendine yer bulmuştur. Bunlardan birisi de ünlü ressam Picasso’nun savaşta büyük yıkıma uğrayan Guernica Kasabasını konu alan tablosudur. Bu resim savaşların ne kadar acımasız olduğunun bir göstergesi olarak belleklere kazınmıştır.  Resimde kendine özgü bir tarz yaratan Picasso’nun resim stüdyosunu 1940’larda ziyaret eden bir Nazi subayı savaşı konu edinen tabloya bakarken: bu resmi sen mi yaptın? diye sorar.  “Hayır” cevabını veren Picasso, “Siz yaptınız.” diyerek anlamlı bir cevap verir. Savaşların acımazlığını anlatmak için hiçbir ifade şekli bu resim kadar etkili olamaz. Bu anekdot, sanatın büyülü ve dönüştürücü etkisinin ne kadar güçlü olduğunun somut göstergelerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır.

Bir toplumun ekonomik, sosyal, siyasi yönden güçlü olmasının yanında kültürel, sanatsal ve edebiyat alanında da güçlü olması gerekir. Sanatın dönüştürücü gücü ülke vatandaşlarına ve evrensel ölçekte tüm insanlığa önemli katkılar yaptığı/yapacağı kuşkusuzdur. Toplumun deneyim ve birikiminden süzülen kültürel ve sanatsal gelişmeler o ülkenin gelecekteki yerini belirlemede önemli etkisi vardır. Ülkemizde, kültür ve sanatı daha ileriye götürmek,  kaliteli sanatçılar yetiştirmek, geçmişin birikimini geleceğe taşımak sanata verilecek önemle mümkündür. Bu nedenle her bireyi en az bir alanda sanatın o büyülü dünyası ile buluşturmak başta eğitimciler olmak üzere her ferdin görevi olmalıdır. Geleceğin sağlıklı ve mutlu bireylerini yetiştirmede sanatın etkisi büyüktür. Çünkü sanat bir toplumun barış gücüdür, tarihidir, duygusal zenginliğidir, yaşama sevincidir, sevgidir, saygıdır ve mutlu gelecektir. Sanatın dünyasında var olmak, eserler üretmek, geleceği güçlü tasarlamanın önemli sacayaklarından biri olduğunu düşünüyorum. Sanatın bu büyülü dünyasında her bireyin yer alması dileğiyle…
 

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Kas
03Ekm

Sanatın Büyülü Dünyası

22Ağs
10Ağs
06Tem

Eğitimde Yeni Beceriler